Ana Sayfa Ekibimiz Hizmetlerimiz Yazılar Basında Biz İletişim
Üye Girişi
E-posta :
Şifre :
Giriş
Kayıt Olmak İstiyorum
Yazılar (Yayınlanma tarihi : 06.06.2008)
Sevgili Çöp Adam'ım

    Hepimiz birer oyuncuyuz aslinda. Sürekli rolden role giren; eş olurken farklı konuşan, anne olunca başka davranan, okuldaki öğrencilerinin karşısında belki daha ciddi duran ama eski arkadaşları ile konuşurken espriler yapan “sözümona” tek bir kişiyiz. Uyandığınız andan başlayarak gün boyunca aldığınız rolleri bir sıralayın. Sayısına siz bile şaşıracaksınız. Aslında bakın, “birden çok”sunuz, “siz”in içinde bir sürü “sizcik”siniz. Peki bu neden önemli? Hayatta yaşadığımız sıkıntıların kökeninde yatan nedenlerden bir tanesi –ve de bir bakış açısıyla- rol geçişlerini sağlayamamak. Nasıl ki bir romanda ya da filmde izlediğiniz her karakter farklı bir kişilik yapısına ve tarza sahipse sizin içinizde barındırdığınız bir sürü farklı “sizcik”ler de birbirinden öyle farklı. Eğer eşinize “anne sizcik” gibi davranıyorsanız bu, ilişkinizde var olan ya da olacak bir sorunu işaret ediyor olabilir. Çocuğunuza “patron sizcik” gibi davranıyor olabilir misiniz peki? Ya da annenizden beklentileriniz “yetişkin sizcik” yerine hala büyümemiş bir “çocuk sizcik”inkiler gibi mi? İlişkilerinizde bazı şeyler yanlış gidiyormuş gibi bir hisse kapılıyorsanız, ya da ilişkide olduğunuz kişiler sizin repertuvarınızda olmayan farklı beklentiler içinde iseler rollerinizde nasıl davrandığınıza bir bakmanın zamanı gelmiş demektir. Bu aşamada beklediğim sorulardan biri de şu: “Benim ailemde öğrendiğime göre “eş bencik” olarak böyle davranmalıyım. Bunun bir tanımı var mı peki?” Size her rol için bir reçete veremeyeceğim tabi ki. İçinizdeki her rol toplumsal kalıbından çok sizin yaratıcılığınızla şekillenmelidir. Ancak, örneğin bir annenin rolünde olması gerekenler konusunda, oldukça net bazı gerçekler de vardır. Annenin bebeğine vermesi gereken sevgi, güven, şefkat ve bakım doğanın baştan ona hediye ettiği birer beceri hediyesidir. Anne-bebek ilişkisi en katıksız, en doğal ve karşılıklı sezgilerle şekillendiği sürece en uyumlu sürdürülebilecek ilişkidir. Ne zaman ki içine “olması gereken”ler, “onların dedikleri” katılmaya başlar, ilişki o zaman spontanitesini ve doğallığını, dolayısıyla da sağlayabileceği maksimum fayda potansiyelini kaybeder. Yani bebeğimizle beraber şekil vereceğimiz ilişkideki “bıraksalar oynayacağımız” rolü sabote etmişizdir. Okuduğumuz, öğrendiğimiz “konserve” bir role teslim olmuşuzdur. Mükemmeliyet değil beklentimiz, hiç bir zaman da olmamalı. Önemli olan karşımızdakinin adımına göre uygun adımı atabilmek. Dans gibi. Onun figürlerine destek vermek, kendi figürlerimizde destek almak. Ya da tiyatro gibi. Onun oyununda figüran olmak, kendi oyunumuzda emin bir şekilde başrolü almak. Bunun için de farklı “sizcik”leri tanıyın. Onlarla barışık olun. “Resim yapamayan sizcik” sizi beceriksiz bir insan yapmaz örneğin. Bu “yemek yapabilen sizcik”, “dans edebilen sizcik” , “dikiş dikebilen sizcik” ve daha bir çok alanda becerikli “sizcikler”i çok üzer çünkü. Her insan resim olabilecek bir şeyler yapabilir ayrıca. “Zaten beceriksizin tekiyim” aynı zamanda yıkıcı bir bakış açısıdır. Enerjinizi tüketir, umudunuzu köreltir. Aslında her şeyi yapabiliyor olduğunuzu, ama sizin, ailenizin ya da toplumun beklentilerine ve krtiterlerine uymadığını her yaptığınızda da böyle bir mükemmeliyet gerekmediğini düşünebilirsiniz bunun yerine. Çöp adamlarınızı sevebilir ve onlara sahip çıkabilirsiniz. Unutmayın ki onlar da sizden bir “sizcik”in yaratıları ve sizin için bu halleriyle anlamlılar!