
Şema Terapi
Şema, çevremizde olup biteni yorumlayıp, uyum sağlayarak, yaşamın gereklerini yerine getirebilmek için kullandığımız zihinsel bir yapıdır.
Şemalar bebeklikten başlayarak gelişir ve yaşam boyu sürerler. Aslında Şema terimini, Erken Dönem Uyum Bozucu Şema kavramının yerine kullanmaktayız. Yaşam boyu çevremize uyum sağlamakta kullandığımız tüm düşünsel yapılar şemalara bağlı olarak gelişir. Bununla beraber, bu yazı boyunca şema terimini, kişinin ruh sağlığını olumsuz olarak etkileyen düşünce kalıpları anlamında kullanacağız.
Erişkin yaşamda her ne kadar değişmez gerçekler olarak algılansalar da şemalar, özellikle çocukluk yıllarında ebeveynler, kardeşler ve akranlarla olan incitici deneyimler sonucu öğrenilirler. Çocuk, yaşantılarından bir şeyler öğrenip gelecek acılardan korunmak için çaba gösterdikçe daha da gelişirler. Örneğin, neden azarlandığını anlamayan bir çocuk daha sonraki azarlardan korunmak için nedenini anlamasa veya bilmese de, kendisini hatalı gibi hissederek başka hata yapmaktan korunmaya çalışabilir. Bu hatalı ve kusurlu hissedebilme konusunda gelişen becerisi, ilerideki yaşamında yaşayacağı tartışmalar veya kendini savunmak zorunda kalacağı durumlarda bir engelleyici olarak çalışacaktır. Aslında şemalar, çocukluk çağlarındaki incitici olayların güncel temsilleridir.
Şemalar, kendini-sürdürücü özellikleri nedeniyle değişmeye belirgin direnç gösterirler. Yaşamın erken dönemlerinde geliştikleri için çok tanıdıktırlar ve kullanışları kolaydır. Şemanın tam tersi olaylarla karşılaşılırsa bile kişiler ısrarlı bir şekilde şemalarının geçerliliğini korumak için gelen bilgileri çarpıtırlar. Örneğin “Eksiklik” şeması olan bir yetişkin, kendisine defalarca sevildiği söylense bile kusurlu ve eksik hissetmeye devam edebilir. Şemanın değişimi, temel ruhsal düzenlenmeyi alt üst edebileceği için çeşitli düşünsel ve davranışsal hareketler şemayı güçlendirirler.
Şemalar belirgin olarak işlevselliği bozucudurlar. Kişinin huzur ve çevresi ile olumlu ilişkiler içinde olma, özerklik, keyif alma ve kendisini ifade gibi temel ihtiyaçlarını karşılamasını ve diğerleri ile ilişkide sınırları fark edebilme becerilerini engellerler.
Çocukluk Çağının Temel İhtiyaçları ve Şema Alanları:
Şema Teorisine göre şemalar, çocukluk çağının temel ihtiyaçlarının ileri derecede engellendiği veya aşırı verildiği durumlarda ortaya çıkarlar. Bu gereksinimler ve Şema Alanları aşağıda açıklanmıştır.
Güvenli Bağlanma – Ayrılma/Dışlanma
Bir çocuk, kendisi ile ilgilenen kişilere bağlanabildiği güvenli bir yuvaya ihtiyaç duyar. Bu yuvada bakım veren kişilerin sürekliliğine ve tutarlı davranışlar göstermesine ihtiyaç vardır. Huzurlu ve hoş olmayan süprizlerin olmadığı bu yuvada büyüyen çocuk öncelikle annesi ve babası olmak üzere, insanlara güven duygusuyla bağlanabilir ve büyüdüğünde başkalarına bağlanırken huzursuzluk duymaz ve ayrılma, dışlanma, reddedilme durumlarında yoğun bir acı hissetmez. Dolayısı ile böyle durumlarda gerçeği değerlendirme yeteneği bozulmadığı için uyum sağlayıcı davranışlar göstererek, ya sorunu halleder ya da kendisini dışlayan kişilerin tutumlarını sürdürmesi üzerine, kendinden emin bir şekilde başka bir arkadaş çevresi aramaya koyulur.
Bu gereksinimlerin karşılanamadığı uzak, soğuk, dışlayıcı, esirgeyici, yalnız, ani patlayıcı tepkilerin olduğu, huzursuz veya taciz edici aile ortamlarındaki erken yaşantıların sonucu “Ayrılma ve Reddedilme” alanı altındaki şemalar gelişir.
Bu şemalara sahip kişiler güvence, emniyet, süreklilik, bakım, şefkat, duyguların paylaşılması, kabul edilme ve güven ihtiyaçlarının devamlı ve öngörülebilir bir şekilde karşılanamayacağı beklentisindedirler. Bu alandaki şemalar:
1. Duygusal Yoksunluk
2. Terk edilme
3. Sosyal İzolasyon
4. Kusurluluk
5. Kötüye kullanılma/Kuşkuculuk
Hareket Özgürlüğü, Yeterlilik ve Kimlik Algısı – Zedelenmiş Hareket Özgürlüğü
Çocukluk çağının bir diğer ihtiyacı, hareket özgürlüğünün kazanılmasıdır. Burada ana-babanın veya yetiştiren kişilerin yardımı ile çocuk kendi becerilerini ve yeterliliğini fark eder. İlgili bir ana baba sayesinde yeni becerileri adım adım karşılar ve bunları becerdikçe kendine güveni artar. Ana baba, zamanı geldiğinde, çocuğun kendi becerilerini sınayabileceği durumlar yaratarak veya bu durumlara engel olmayarak, onun gerçek hayatta kendi hareket serbestliğini, becerilerinin yeterliliğini hissetmesine yardımcı olurlar. Ayrıca dereceli ayrılmayı destekleyerek çocuğun ana babasından ayrı bir kendilik algısı geliştirmesini sağlarlar.
Bu şemaları olan kişilerin kendileri ve çevreleri hakkında ayrılma, ayakta kalma, bağımsız çalışma veya başarılı bir iş çıkarma yeteneklerini engelleyen kesin beklentileri vardır. Tipik aile kökeni küçük düşürücü, çocuğun güvenine zarar verici veya aşırı koruyucudur. Veya çocuğun aile dışında yetkin davranışlarını desteklemekte bir yetersizlik vardır.
Çocuğun aşırı korunduğu, başına gelebilecek kazalardan ve kötülüklerden korumak için işlerin onun adına yapıldığı ailelerde, çocuk kendi kapasitesinin farkına varamayacak ve hayata karşı kendisini ve becerilerini eksik hissedecektir. Ayrıca her sorunu ile aşırı ilgili ailenin varlığında kişi kimliğinin farkında olmayarak, ilk önce ailesi ile daha sonra eşi veya başka insanlarla içiçe geçerek kendisinin farkında olmayarak bir yaşam sürebilecektir. Tipik aile kökeni küçük düşürücü, çocuğun güvenine zarar verici veya aşırı koruyucudur. Veya çocuğun aile dışında yetkin davranışlarını desteklemekte bir yetersizlik vardır. Bu ve benzeri durumlarda gelişen şemalar:
1. Başarısızlık
2. Dayanıksızlık
3. Bağımlılık
4. İçiçelik
Gereksinim ve Duyguların İfade Özgürlüğü – Başkaları Yönelimlilik
Bu başlık, çocuğa duygu ve gereksinimlerinin geçerli olduğunun ve bunları ifade etmesinin doğal hakkı olduğunun öğretilmesi ile ilgilidir. Çocuk, her insan gibi, evrensel gereksinimlerinin ne olduğunu öğrenir ve ileriki yaşamında bunları ister ve edinirken herhangi bir bencillik hissi ile utanç duymaz veya kendini ifade ettiğinde karşı taraftan bir misilleme veya olumsuz bir karşılık beklemez.
Bu temel gereksinimin karşılanamadığı durumlarda, kendi ihtiyaçlarına rağmen sevgi ve onaylanma almak, ilişkinin sürmesi, karşı tepkiden kaçınmak veya başkalarının acısını hafifletmek için, başkalarının istekleri, duyguları ve tepkileri üzerinde aşırı bir odaklanma vardır. Bu şemaları olan kişiler genellikle kendi öfkelerinin ve doğal isteklerinin farkında olmazlar ve bunları bastırırlar. Aile tipleri çocuğun sevgi, onay ve ilgi kazanmak için kendi ile ilgili önemli durumları bastırmak zorunda olduğu koşullu kabul üzerine dayanır. Bu ailelerin çoğunda ebeveynlerin duygusal ihtiyaçları ve istekleri veya sosyal kabulleri ve statüleri çocuğun özgün ihtiyaçları ve duygularından daha önemlidir.
Bu alandaki şemalar:
1. Boyun Eğicilik
2. Kendini Feda Etmek
3. Onay Arayıcılık
Gerçekçi Limitler – Zedelenmiş Sınırlar
Gelişim psikologlarına göre, çocuk, 16 yaşına kadar ana babasının kendisine sınırları göstermesine ihtiyaç duyar. Burada, ana baba, çocukta herhangi bir yoksunluk yaratmadan kendi sınırlarını anlamasında ve engellenmeye karşı tolerans geliştirmesinde yardımcı olurlar.
Bu alandaki şemalar iç sınırlarda, diğer kişilere sorumluluklarda, uzun süreli amaç yönelimlerinde yetersizliklerle ilgilidir. Bu şemalar diğerlerinin hakkına saygıda, eşgüdümlü çalışmada, sözleşmeler yapmada, gerçekçi kişisel amaçlar oluşturma ve ulaşmada zorluklara neden olurlar. Bu şemaları olan kişilerin aileleri tipik olarak aşırı hoşgörülü, aşırı düşkün, yönlendirmenin çok az olduğu, veya sorumluluk alma, işbirliği gösterme ve amaç saptama ile ilgili olarak uygun terbiyenin verilmediği; disiplin ve limitler yerine üstünlük hissinin verildiği ailelerdir. Bazen çocuğun, sıkıntının normal seviyelerini bile kaldırmaya zorlanmadığı veya uygun yönlendirme veya rehberlik yapılmadığı durumlarda da görülür. Bu alandaki şemalar:
1. Haklılık
2. Yetersiz Özdenetim
İçtenlik ve Oyun – Aşırı Hassasiyet
Çocuk, hata yapmaktan korkmadan içinden geldiği gibi davranması konusunda iyi yönlendirildiğinde, hayatın sadece kendini kasarak başarıya ulaşmak olmadığını anlar ve iş ve eğlenme arasında dengelemeyi zorlanmadan yapar, hatalara karşı katı bir tutum takınmaz, duygularını başkalarına rahatça açabilir ve hayata karşı iyimser bir bakışı olur.
Bu ortamın sağlanamadığı, kendilerinden ve çocuktan beklentileri yüksek olan ailelerde eleştiriden kaçınmak için kişinin davranışa ve performansa ilişkin çok yüksek seviyelere ulaşması gerektiğine bir inanç vardır ve bu çocuğa da geçer. Tipik olarak, dinlenebilmekte güçlük, kişinin kendisine ve diğerlerine aşırı eleştirel yaklaşımları ile sonuçlanır. Haz almada, gevşemede, sağlık, kendine güven, başarı hissinde veya tatminkâr ilişki kurmada belirgin bozulmaları içerir. Yüksek standartlar tipik olarak mükemmeliyetçilik, detaylara aşırı takılma veya kişinin normallere göre performansının iyi olmasının göz ardı edilmesi, moral, ahlaksal, kültürel veya dinsel prensiplerde gerçek dışı katı kurallar ve “meli-malı” lar, zaman ve etkinlik üzerinde daha fazlasını başarmak için aşırı uğraşı içerirler. Bu alandaki şemalar:
1. Yüksek Standartlar
2. Duyguları Bastırma
3. Karamsarlık
4. Cezalandırıcılık